MİİLİ GÜÇ

MİLLİ GÜÇ.......
Son günlerde en çok duyduğumuz ve sohbetlerimizin en güncel konusu, milli olmak yerli olmak.......
Millilik ifade ettiği mana itibariyle, Büyük Türk Milleti’nin özüne sahip çıkmasıdır.
Kardeşlikte, dilimizde,cemiyet ve aile yaşantımızda,eğitimde ve ticari hayatımızda millilik,ülkenin bekası ve de muhasır devletler ile rekabet etme noktasında şiarımız olmadır.
Son zamanlarda gayri milli iç ve dış güçlerce kardeşliğimizi parçalamak, Aziz Türk milletini bölmek ve birbirine düşürmek için ortaya konan senaryolara en iyi cevap,milli kardeşliğimizi pekiştirdiğimizi ortaya koymaktır.
Milli konularda asgari müştereklerde anlaşamayan milletler, dağılıp emperyalist güçlerin kölesi olmuşlarlardır.
Çevremizde ve bütün dünyada şahit olduğumuz üzere ,milli kardeşlik ruhu tenakuz etmediği sürece ,bir ülkenin refahı ve kalkınması mümkün değildir.
“Büyük Atatürk ,ırk mezhep ve sınıf ayrılıklarını içeriden ve dışarıdan körüklüyenlere karşı çıkmış ,milli birlik ve bütünlüğü zedelemeye çalışanların , düşmana alet olmuş beyinsizlerin dışında ,kimseyi etkiliyemiyeceklerini söylemiştir”.
Dolayısıyla milli kardeşlik ruhu bu aziz milletin bekasının Özü olmalıdır.
Türk insanı kendisine inanıldığında ve birlikte yürümeye teşvik edildiğinde hemhal olmuş bir şekilde hareket ederek , imkansız görülen her işten muvaffakkiyetle çıkmıştır.
Tarihten beri Türklük ruhunun özünü oluşturan birliktelik şuuru, ahlaklı ve inançlı bu ülkenin istikbaline talip olanlar tarafından benimsenirse,büyük başarıların çok yakın olduğunu asla ve asla unutmamalıyız.
Bu muhteşem coğrafya üzerinde yalnızca Türkiyemiz için değil ,bizlerden önderlik bekleyen Balkanlardan orta Asya’ya kadar bütün kardeşlerimize karşı izlenen samimi ve ayrıştırmayan bir strateji,neslimiz için Rabbimizin bir nimeti olarak telakki edilmelidir.
“El açan bir toplumdan,elele yürüyen bir topluma“slagonu ile hoşgörü, saygı ,sevgi ve nezaket içerisinde ,bu büyük vuslatı gerçekleştirmeliyiz.
Milli kardeşlik ruhunu tenakuz eden her birey, bunu dilinde,eğitim de,milli kültürümüz de ,ticari faaliyetlerinde ve cemiyet hayatında benimsiyerek tatbik eder.
Bu ruhun muhatapları söz konusu vatan olunca, bir olmayı mesuliyet olarak telakki ederler
İşte bu eğitim gücü, askeri güç, ekonomik güç ,manevi güç ve kültürel güçün yukarda belirttiğimiz değerli özelliklere sahip devlet adamlarının elinde bir “MİLLİ GÜCE “ dönüşeceğini unutmamalıyız.
Devlet adamından siyasetçi ye, bürokrattan iş adamımıza olsun üniversitelerimize ve toplumu oluşturan bütün bireylerimize kadar,bu “MİLLİ GÜÇ”sadece ve sadece milli unsurların elinde değerlendirilmelidir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda ,milli mücadelenin kahramanca yapıldığı yıllarda,işte bu “MİLLİ GÜÇ” milli unsurların elinde bir çığ gibi büyüyerek,aziz vatanımızın tohumları atılmıştır.
Ülke olarak zor dönemlerden geçmeye çalıştığımız son günlerde, ekonomik ve sosyal olarak güçlü olanların ayakta kalabildiği dünya konjüktöründe, “MİLLİ GÜÇ”ün önemi bir kere daha ehemmiyet arz etmektedir.
Milli dinamiklerin hayata geçirildiği, yerli üretimin teşvik ve tercih edildiği, had safhada olan bireysel ve kamusal israfın önüne geçildiği ,siyasi dengelerin dizayn edildiği ve de bütün bunların olabilmesinin olmazsa olmazı olan “demokrasi ve hukuk “
kavramlarından en ufak bir fedakarlığın yapılamayacağı bir dönemde, milletlerin özellikle dış güçlerin alaka ve ilgisine mazhar olan milletlerin, “MİLLİ GÜÇ” etrafında kenetlenip ,vatanlarının güçlü olabilme ve bunu muhafaza edebilme kriterini yakalamalarına katkıda bulunmaları gerekmektedir.
“Tarihi insanlığın beyni ve vicdani olduğu gibi sessiz bir politika öğretmenidir.
Devleti yönetenler, bundan gerekli olan dersleri ve tedbirleri zamanında almamışlarsa geçmişteki hazin olaylar devlet için çok daha tehlikeli bir şekilde tekrarlanabilir”.
Merhum Şehit başvekilimiz Adnan Menderes’e ait olan bu veciz sözlerden de anlaşılacağı üzere;
Zor dönemlerde devletin en üstündeki sorumlu bireyinden en alttaki vatandaşımıza kadar , mesuliyet ve samimiyet içerisinde hareket edilmeli, “MİLLİ GÜÇ “ ü oluşturan bütün unsurların, tam destek ve katkısı ile birlik beraberlik içerisinde hemhal olunmalı, yaşanan olaylardan ve krizlerden gereken hususların öğrenilerek ve ona göre gerekli tedbirlerin alınarak, vatanın refah ve huzuru sağlanmalıdır.
İstiklal-i tamme yani tam bağımsızlık olmadıktan sonra Çanakkalelerin,Sakaryaların, dumlupınarların hiçbir öneminin olamayacağı gerçeğini benliğine yerleştirmiş olan Türk milleti için,kültürel,ekonomik sosyal ve manevi güçlerin oluşturduğu “MİLLİ GÜÇ”ün kutsallığı asla ve asla tartışılamaz,hiçbir nimetle de bu mukayese edilemez.
Kan dökerek elde ettiğimiz ve bizlere vedia olan bu şanlı vatanımızı,Aziz Türk Milleti ilelebed muhafaza edecektir.
YAŞAŞIN BÜYÜK TÜRK MİLLETİ
YAŞASIN BÜYÜK TÜRKİYE CUMHURİYETİ

Sadullah Fatih KAVALOĞLU

ADFED Adnan Menderes Dernekler Federasyonu.